Haber

YAPAY ZEKÂ TİYATRODA AMA KURALLAR BOŞLUKTA

1 ekim 2026
YAPAY ZEKÂ TİYATRODA AMA KURALLAR BOŞLUKTA

Kaynak: Sanatatak

Yapay zekâ üretimleri Türkiye sahnelerinde giderek daha fazla görünür oluyor. Ama bunu düzenleyen sanatsal ya da etik bir çerçeve yok. Üç tiyatro insanına; akademisyen-yönetmen Ülkü Şahin, oyun yazarı-tasarımcı R. Onur Duru ve yönetmen Kemal Aydoğan’a yapay zekânın tiyatro sanatına etkilerini ve öngörülerini sorduk. Yanıtları, tartışmanın “Oyuncunun yerini alacak mı?” sorusundan çok kullanım biçimi, dramaturjik bağlam ve emek üzerinde yoğunlaştığını gösteriyor.

"Kral Ölüyor" oyununun yönetmeni, akademisyen Ülkü Şahin; "Büyük Plan" oyununun yazarı ve yapay zekâ tasarımcısı R. Onur Duru ve Moda Sahnesi'nden yönetmen Kemal Aydoğan yapay zeka meselesine farklı yerlerden yaklaşıyor. Şahin, “Neden tiyatronun sınırını insanla çiziyoruz?” diye soruyor; Aydoğan ise “Robot ile insanı karşılaştırmak türsel olarak 'etik' değil” diyor.

"SAHNEYE BİR ROBOT KOYMAK BİR İŞİ POSTHÜMANİST YAPMAZ"

Proje Kronotop’un geçen sezon prömiyeri yapılan oyunu “Kral Ölüyor”, Ionesco metnindeki altı karakteri altı ayrı varlık biçimiyle eşleştiriyor: İnsan, hayvan, bitki, robot, siborg ve yapay zekâ. Ölmekte olan Kral Bérenger'i insan oyuncu Erdal Devrim Aydıncanlandırıyor, Juliette'i ise Voly adlı robot oynuyor. Doktor bir bitki, Muhafız bir köpek. Kral'ın birinci karısı Marguerite sahnede ses dalgası yansıtan bir ekran olarak var; Derya Alabora'nın sesiyle konuşuyor.

Yönetmen Ülkü Şahin, bu varlıkların sahnede nasıl konumlandığını şöyle anlatıyor:

“Robot yalnızca teknolojik bir gösteri unsuru değildi; oyuncu kadrosunun bir parçasıydı. Bitki dekor değildi; ondan alınan canlı veriler teknolojik bir arayüz aracılığıyla sese dönüştürülüyordu. Köpek bir insan tarafından temsil edilmiyor, kendi bedeni ve kendi davranış biçimiyle sahnede bulunuyordu. Yapay zekâ temsiliyeti de aynı varlık ağının bir parçasıydı.”

Karakterler arasındaki iletişim de bu ağ üzerinden kuruluyor. Oyundaki bitki yani doktor ve köpeğin yani muhafızın repliklerini Marguerite, Kral'a çeviriyor. Yani sahnedeki 'insan' temsiliyeti, sadece robotu, siborgu ve yapay zekâyı anlayabiliyor, bitki ve hayvan ile iletişim kurmak için Marguerite'den yardım alıyor.

Ülkü Şahin bu tercihin işlevsel olarak seyircinin metni takip edebilmesine de hizmet ettiğini belirtiyor.

Belirleyici olanın, bu varlıkların aynı sahnede bulunması değil aralarında kurulan ilişki olduğunu ifade eden Şahin, “Çünkü sahneye bir robot, ekran ya da bitki koymak kendi başına bir işi posthümanist yapmaz. Posthümanist dramaturjinin başladığı yer, insanın diğer bütün unsurları kontrol eden merkezî özne olma konumunun sorgulanmasıdır” diyor.

Şahin, teknolojinin sahneye girmesini tarihsel olarak yeni bulmuyor; deus ex machina'dan elektriğe, ses kayıtlarına, genişletilmiş gerçeklik uygulamalarına uzanan bir hattan söz ediyor. Ayırt edici bulduğu soru, teknolojinin sahnede ne tür bir varoluşa sahip olduğu: “Yapay zekâyı dekor, efekt ya da insan oyuncuya yardımcı bir araç olarak kullanmakla, onu sahnedeki anlamın oluşumuna katılan bir fail olarak düşünmek arasında önemli bir fark var.” Sahnedeki yapay zekâ varlığının açtığı soruları da sıralıyor: "Oyuncu kimdir? Beden nedir? Mevcudiyet nedir? Bir performansı 'canlı' yapan nedir? İnsan olmayan bir varlık sahnede anlam üretebilir mi?”

ROBOT İLE YAPAY ZEKÂ AYNI ŞEY DEĞİL

Şahin, tartışmada sık kurulan robot-yapay zekâ denkliğine de itiraz ediyor:

“Sahne üzerinde var olan bir robot, her zaman yapay zekâ destekli olmak ya da dramatik aksiyon içinde 'şimdi ve orada' anlık veri üretmek zorunda değil. Önceden kaydedilmiş verilerle ve/veya sahne üzerindeki insan operatörlerin yardımıyla dramatik aksiyonun bir parçası olabilir. Benzer biçimde, yapay zekânın sahnedeki varlığı da her zaman bir robot bedeninde somutlaşmak durumunda değil.”

Nitekim "Kral Ölüyor"da sahnede metin üreten bir yapay zekâ yok:

“Yazarın metnine sadık kalmak istediğimiz için sahnede aktif olarak metin üreten bir yapay zekâ kullanımı yok.”

Şahin, hazırlık sürecinde de yapay zekâyı reji üreten bir araç olarak kullanmadığını belirtiyor. Oyunun hazırlığı, doktora tezinin araştırma ve uygulama süreciyle eşgüdümlü ilerlemiş.

Daha önce benzerini görmediği bir alanda çalıştığı için zaman zaman yalnız bir araştırma süreci yaşadığını söylüyor:

“Bu süreçte çevremdeki insanlarla nasıl sürekli konuşuyor, fikir alışverişinde bulunuyorsam yapay zekâyla da sohbet ettim. Bu konuşmaların önemli bir kısmı 2024'te, tez için çalıştığım versiyonun provaları büyük ölçüde tamamlandıktan sonra gerçekleşti. Dolayısıyla hazırlık sürecindeki yeri, yaratıcı kararları veren bir mekanizma olmaktan ziyade, yaptığım araştırmanın etrafında düşünmeye devam ettiğim muhataplardan biri olmaktı."

Bu haber Sanatatak kaynağından yararlanılarak hazırlandı.