Haber

DÜNDEN BUGÜNE CRR: GÖRÜNMEZ BİR RENOVASYON, UZUN BİR PROTOKOL VE KUSURSUZ BİR MÜZİK ZİYAFETİ

9 ekim 2026
DÜNDEN BUGÜNE CRR: GÖRÜNMEZ BİR RENOVASYON, UZUN BİR PROTOKOL VE KUSURSUZ BİR MÜZİK ZİYAFETİ

Kaynak: Sanatatak

İstanbul kültür-sanat hayatının önemli duraklarından Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu, uzun süren yenileme çalışmalarının ardından 7 Ekim akşamı yeniden kapılarını açtı. Açılışın 7 Ekim’e denk gelmesi ise ayrıca anlamlıydı. Salonun isim babası, besteci ve orkestra şefi Cemal Reşit Rey’in vefatının 41. yıl dönümünde CRR yeniden seyircisiyle buluştu.

Kültür-sanat dünyasından çok sayıda tanıdık simanın katıldığı gecede salonun havası da farklıydı. Bir süredir kapalı olan CRR’nin nasıl değiştiği, yenileme çalışmalarının salona ne kattığı ve yeni dönemde nasıl bir programla karşımıza çıkacağı merak ediliyordu.

Öncelikle şu çok konuşulan renovasyon meselesinden başlayalım.

İBB Miras’ın koordinasyonunda bir yılı aşkın süredir devam eden kapsamlı bir yenileme çalışmasından söz ediliyordu. Ancak salona girdiğinizde ilk anda büyük, radikal ve gözle görülür bir değişiklikle karşılaşmıyorsunuz. Hatta ilk bakışta “Burada tam olarak ne değişti?” diye düşünmeniz mümkün.

Bunun temel nedeni, yenileme çalışmalarının büyük ölçüde binanın görünmeyen kısımlarına yapılmış olması. Elektrik, mekanik, iklimlendirme ve yangın güvenliği altyapısı yenilenirken sahnenin teknik donanımı da elden geçirilmiş. Yani yapılan iş, daha çok seyircinin salona girdiğinde doğrudan fark edemeyeceği ama salonun uzun vadeli kullanımı açısından oldukça önemli olan altyapı çalışmalarına odaklanıyor.

Salonun yıllardır alıştığımız özgün mimari dokusunun korunması ise bence renovasyonun en doğru taraflarından biri. Aynı şekilde akustik sistemin de korunmuş olması önemli. Çünkü CRR’yi yalnızca bir konser salonu yapan şeylerden biri de sahip olduğu bu özgün atmosfer. Yenileme adına salonun karakterinin değiştirilmemiş olması, bu açıdan olumlu.

Değişimin daha fazla hissedildiği yerlerden biri ise fuaye alanı. Alan, bundan sonra küçük dinletilere ve sergilere daha rahat ev sahipliği yapabilecek şekilde yeniden düzenlenmiş. Bu da CRR’nin yalnızca konserlerin yapıldığı bir salon olmaktan çıkıp farklı etkinliklere daha fazla alan açabileceğini gösteriyor.

Gelelim gecenin en uzun bölümüne: protokol konuşmalarına.

Her resmi açılışta olduğu gibi CRR’nin yeniden açılışında da siyasetçilerin ve kurum yöneticilerinin konuşmaları gecenin önemli bir bölümünü kapladı. Açıkçası müziğe bir an önce kavuşmak isteyen seyircinin sabrı zaman zaman zorlandı. Salonun yeniden açılışını kutlamak elbette önemliydi ancak gecenin müzik merkezli olduğunu hatırlamakta fayda vardı.

Neyse ki fuayedeki sergi ve ardından sahneye çıkan sanatçılar bu uzun bekleyişin karşılığını verdi.

Fuayede bizi “Zamanın Ötesinde Bir Nota: Cemal Reşit Rey” başlıklı sergi karşıladı. Cemal Reşit Rey’in yaşamını ve uluslararası kariyerini merkeze alan sergide sanatçının nota defterleri, konser afişleri ve kişisel belgeleri yer alıyor. Belgelerin kronolojik bir akış içinde sunulması da Rey’in müzik kariyerini ve Türkiye’nin kültür-sanat tarihinde bıraktığı izi takip etmeyi kolaylaştırıyor.

Serginin en önemli taraflarından biri, Cemal Reşit Rey’i yalnızca ismini taşıdığı salon üzerinden değil, kendi hikâyesi ve üretimleri üzerinden anlatması. Böylece açılış gecesi yalnızca bir konser salonunun yeniden hizmete girmesinden ibaret kalmıyor; salonun ismini taşıdığı sanatçı da yeniden gündeme geliyor.

Ve gecenin asıl yıldızları için sahneye geçiyoruz.

CRR Senfoni Orkestrası, Adrian Prabava yönetiminde sahnedeydi. Orkestraya İspanyol tenor Airam Hernández eşlik etti. Kariyerinde ünlü şef Kurt Masur’un asistanlığını da yapan Prabava, orkestrayı oldukça dinamik bir biçimde yönetti.

Hernández ise gecenin en dikkat çekici isimlerinden biriydi. Müzik eğitimine korno ile başlayan, daha sonra vokale yönelen İspanyol tenor; Zürih Operası’ndan Teatro Real’e kadar Avrupa’nın önemli opera sahnelerinde başroller üstlenmiş bir isim. Bu deneyimini CRR sahnesine de fazlasıyla taşıdı.

Konserin ilk yarısında opera repertuvarının en bilinen ve en sevilen aryalarından bazılarını dinledik. Donizetti’nin L’elisir d’amore operasından “Una furtiva lagrima” ve Puccini’nin Tosca operasından “E lucevan le stelle”, Hernández’in dramatik yorumuyla salonda güçlü bir etki yarattı.

Özellikle Tosca aryasındaki yorum, tenorun sahne hâkimiyetini ve dramatik gücünü göstermesi açısından gecenin öne çıkan anlarından biriydi. CRR Senfoni Orkestrası da bu performanslarda vokali destekleyen ama zaman zaman kendi gücünü de ortaya koyan dengeli bir performans sergiledi.

İkinci yarıda ise bu kez sahnenin tamamı orkestraya kaldı. Johannes Brahms’ın 1877’de tamamladığı dört bölümlü Re majör İkinci Senfonisi seslendirildi.

Bu haber Sanatatak kaynağından yararlanılarak hazırlandı.